Zümra
Yazı hakkında uyarı: Bu yazı argo kelimeler, psikolojik ÅŸiddet, tecavüz, istismar, fiziksel ÅŸiddet, alıkoyulma ve benzerlerini içerebilir. Bu yüzden okumadan önce bu yazının okuyanın kiÅŸisel hayatıyla iliÅŸkilendirebileceÄŸi tetikleyici kısımlarının olabileceÄŸini dikkate alınız.
“BaÅŸlama noktası diye bir yer yok. Kendimi bildim bileli hep kadın hissediyordum.”
BaÅŸlama noktası diye bir yer yok. Kendimi bildim bileli hep kadın hissediyordum. Normal bir erkek, normal bir kadın nasıl kendini en başından beri öyle hissediyorsa, ben de o ÅŸekildeydim. Erkektim ama kadın gibi hissediyorum, sonradan seçilmiÅŸ bir durum yok. Bunu tabii ki de çevrenize ve ailenize anlatamıyorsunuz. Hep içinize atıyorsunuz, baskılıyorsunuz. Bir de çocukken içime kapanık bir insandım, herkesle duygularımı paylaşıp anlatamıyordum. Bu durum benim dışlanmama neden oluyordu. Bir noktadan sonra depresyona giriyorsunuz tabii.
​
Sonra okuldaki akran zorbalığı… Her türlü taciz kazık kadar. ÖÄŸretmenler bile ilkokul zamanlarımda güzelim diyerek, g*tümü falan elliyordu çünkü çok bariz bir ÅŸekilde kendini belli eden bir insandım. Kendime has bir tarz yaratıyordum. Åžu anda da aynı; sıradan kıyafetleri tercih etmem. O dönemlerde de kapri giyer, zamanla boyunu kısaltarak ÅŸorta çevirirdim. Demem o ki; erkek kıyafeti pantolonla gömlekse ben onu feminenleÅŸtirmeye çalışıyordum istemsiz bir ÅŸekilde. Kızlar etek giyip okula giderken bu benim aÄŸrıma gidiyordu. Ben de iyice kısalttım ÅŸortları, okulda dikkat çekmeye baÅŸladı zaten. Yanımdan geçen her çocuk afedersiniz ama g*tüme parmak atıyordu.
Aradan biraz daha zaman geçince bilinçlenmeye baÅŸladım. İlkokul, ortaokul derken kendimde bir gariplik olduÄŸunu hissettim ve ne yapacağımı bilmiyordum. Trans olduÄŸumu dahi bilemiyordum. O zamanlar Bülent Ersoy’un adı çıkmıştı bizim mahallede. “Bülent” ismi geçtiÄŸinde hemen herkes “İşte o döndü, kestirdi bilmem ne…” diyordu. Evde internet yoktu ve internet kafeye her gittiÄŸimde Bülent Ersoy’u araÅŸtırıyordum. Eski halinin fotoÄŸraflarını bulup nasıl dönüÅŸüm geçirdiÄŸine bakıyordum. Onu araÅŸtırırken bir baktım ben de transseksüelmiÅŸim. Aslında bu yüzden ilgimi çekiyordu. Sonra Zeki Müren denk geldi ama onun nasıl adlandırıldığını bilmiyorum o zamanlar. Bir insan normal erkek olmasına raÄŸmen kadın kılığına falan giriyor, peruk takıyor. Baktım ben böyle deÄŸilim, tamamen kadın olmak istiyorum. Beni en çok kendine çeken kiÅŸi Bülent Ersoy’du. Çünkü baÅŸka pek örnek yoktu. AraÅŸtırdım, cinsiyet deÄŸiÅŸtiren eski Türk oyuncular varmış. En sonunda homoseksüellik ve transseksüel tanımına bakıyordum ve bana en yatkın olan transseksüel oldu. İçsel olarak cinsel organımdan da nefret ediyorum. Zeki Müren gibi birisi olmadığım kesin.
“Penisin kalkması da erkeksi bir görevdir ve bu beni rahatsız ediyordu. Bir an önce o organdan kurtulmak istiyordum.”
​
Memelerim yok, vücudum dümdüz; odun gibi bir ÅŸeydi, çok zayıftım. Bundan rahatsız oluyordum. Benim gözümdeki, bilincimdeki kadın profili büyük memeli, ince belli, dolgun kalçalı, böyle uzun bacaklı, seksi... Artık transseksüel olduÄŸumun farkında vardığımda “Kendimi nasıl buna çevirebilirim,” dedim. Bu bariz ortadaydı. Hâl ve davranışlarımdan belli ediyordum. Sonra epey araÅŸtırdım, 17 yaşımda hormon ilaçlarını buldum. O dönemler internete yabancı bir çocuÄŸun hormon kullanım öncesi ve sonrası fotoÄŸrafı gündeme gelmiÅŸti. Baktım “Vay be,” dedim. Erkekten birden kadına dönmüÅŸ; hormon kullanmış, saçları uzamış, cilt yapısı deÄŸiÅŸmiÅŸ, göÄŸüsleri büyümüÅŸ. Hangi ilacı kullandığını araÅŸtırdım fakat bulamadım. O zamanlarda bilgi eksikliÄŸi var bu konularda. Bu arada ablam kadın doÄŸum hapları kullanıyordu, onu araÅŸtırdım. Kadın doÄŸum haplarının içinde yüklü miktarda kadın hormonu varmış. “Tamam,” dedim. “Demek ki hormon ilacı bunlar.” Yabancı isimli bir hormon hapı vardı, onu 2 miligram almaya baÅŸladım. Aradan bir ay geçti, memelerimde bir hassasiyet oluÅŸtu; sızlamaya ve uçları çıkmaya baÅŸladı. Duygusal açıdan bayağı kadınlaÅŸmaya baÅŸladım; en ufak bir ÅŸeyde gözlerim doluyordu. İkinci ayda “Bu ilacı bırakmayacağım ben,” dedim. İlacı kullanıyordum ama diÄŸer taraftan da kendi cinsel organıma karşı büyük bir önyargım var. Yakışıklı bir erkek gördüÄŸüm zaman tahrik oluyordum, cinsel organım erekte oluyordu. Bunu da baskılamak istiyordum çünkü o organdan nefret ediyordum. EÄŸer penisim bir vajina olsa ve klitorisi olsa vajinam sulanır, bunu böyle düÅŸünün. Bir penisimin olması ve yakışıklı bir erkek gördüÄŸüm zaman erekte olmak beni çeliÅŸkiye sokuyordu. Bu da depresyona daha çok girmeme sebep oluyordu. Sonra da anti-androjen ilaçları buldum. Anti-androjen ilaçları kullanmaya baÅŸladıktan sonra cinsel organım hissizleÅŸmeye baÅŸladı. Bu bana psikolojik olarak iyi geldi. Penisin kalkması da erkeksi bir görevdir ve bu beni rahatsız ediyordu. Bir an önce o organdan kurtulmak istiyordum.
​
Zaman geçtikçe ailem beni dışlamaya baÅŸladı çünkü tipim bayağı kadına dönüyordu. Mahalledekiler “Bu senin kızın mı, oÄŸlun mu?” diye muhabbet döndürüyordu. Adımın çıkması psikolojik olarak iyice dibe vurmama neden oldu. O dönemde Ege Hastanesi’ne gidiyordum. Onlara anlattım, bana üst üste üç dört tane antidepresan yazdılar. Tabii ki de kullanmadım. O hapları öncesinde kullandığımda beni o kadar aptallaÅŸtırıyordu ki yataktan çıkmak istemiyordum. Reçeteyi veriyordu ve çöpe atıyordum. GittiÄŸimde de ilaçları almadığımı ve beni mallaÅŸtırdığını söyledim. Hastanedekiler bana kızıyordu, ben de onlardan hormon ilaçları talep ediyordum, “iyice kadın olursam o zaman düzeleceÄŸimi” söylüyordum. Fakat prosedür gereÄŸi iki sene dolmadan ilaçları vermiyorlardı! Bir sene kadar gittim Ege Üniversitesi Hastanesi'ne ama hiçbir sonuç çıkmıyordu, artık sabrım taÅŸtı ve patladım. Orada bir hocaları vardı, o kadınla tartıştım. Kavga ettim, sesimi falan yükselttim. Baktım hormon ilaçları verdikleri yok, aldım başımı çıktım gittim. Kadın doÄŸum haplarını kullanmaya devam ettim.
“Trans olduÄŸum ortaya çıkınca aramız bozuldu. ‘Erkek sonuçta, cinsel istekleri var,’ diye beni inceliyormuÅŸ. Orkid kullanıyor muyum, kullanmıyor muyum? Bunlara kadar incelemiÅŸ.”
​
Karakterim böyle; bir hedef koyduysam bunu mutlaka gerçekleÅŸtirmeliyim. Hiç bırakmadım. Ailem de artık ret çekince valizimi topladım. İzmir Alsancak’ta bir ev arkadaşı buldum. Yeni ev arkadaşım beni kadın zannediyordu. Trans olduÄŸum ortaya çıkınca aramız bozuldu. Erkek sonuçta, cinsel istekleri var diye beni inceliyormuÅŸ. Orkid kullanıyor muyum, kullanmıyor muyum? Bunlara kadar incelemiÅŸ. Trans olduÄŸumu söylediÄŸim zaman “Bana neden baÅŸta söylemiyorsun,” dedi. Beni dışladı açıkçası. Hemen valizimi topladım. “Tamam,” dedim, “Kes, kapa çeneni. Seninle muhatap olmayacağım.” EÅŸyalarımı aldım ve hemen günlük bir eve yerleÅŸtim. Oraya yerleÅŸtikten sonra Alsancak'ta gece yarıları çıkmaya baÅŸladım. Alsancak’ın bir caddesinde genelde translar çıkıyor ama ben ileri taraflara çıkıyordum. Altıma giyiyordum jartiyer çorapları gecenin bir vakti… Amacım ne? Kendimi orospu olarak gösterip müÅŸteri çekebilmek, erkeklerin ilgisini çekebilmek ve para karşılığı iliÅŸki yaÅŸayabilmek. Bu yüzden olabildiÄŸince seksi kıyafetlerimi giyiyordum. İlk baÅŸlarda seks yapamadım, korktum. Çünkü hastalığı var, o var bu var! Daha önce hiç anal seks yapmamıştım. O yüzden oral seksle baÅŸladım. BaÅŸlarda kondom kullanmadım ama sonradan midem bulandı ve kullanmaya baÅŸladım.
“Mahkemede gözümden yaÅŸlar aktı. ‘Benim tipime bakın, bir de ismime bakın, yani bu isim bana yakışıyor mu?’ dedim.”
​
Zaman geçtikçe epilasyon, hormon ilacı, o, bu derken aynada kendime baktığımda “Ben artık iyice kadın olmuÅŸum,” dedim. Artık kimse anlamıyor trans olduÄŸumu. Bir ortama girdiÄŸimde ya da telefonda birisiyle konuÅŸtuÄŸumda “Hanımefendi,” diye hitap ediyorlar ama ismim beni psikolojik olarak yıpratıyordu. Ailem öyle bir isim koymuÅŸ ki bana, hani ‘Abdullah’ gibi bir isim. İnternetten erkek/müÅŸteri araÅŸtırıyordum ve “Mutlaka karşıma bir avukat çıkacak ve benim ismimi deÄŸiÅŸtirecek o adam,” dedim. Bunu kafaya koydum ve öyle bir inandım ki birkaç ay sonra karşıma bir avukat çıktı. YaÅŸlı baÅŸlı bir adamdı. Bir mahkeme açsam, avukat tutsam bir sürü dünya para gidiyor. “Tamam,” dedim “Bunu kullanmam gerekiyor.” Adamla görüÅŸmeye baÅŸladık. BaÅŸlarda ücretsiz görüÅŸtüm. Âşık olmuÅŸum gibi davrandım. Adam beni çok benimsedi. Her gün bana yazıyor, konuÅŸuyoruz. Sonra “Ya resmî kurumlarda benim ismim çok sorun oluyor. Lütfen bana yardım edebilir misin?” diye sordum. “BebeÄŸim,” dedi. “Ben zaten sana söylemeyi düÅŸünüyordum ama çekindim.” “AÅŸkım o zaman hemen iÅŸlemlere baÅŸlayalım,” dedim. BaÅŸlattı dosyamı, ismimi deÄŸiÅŸtirdik. İlk celsede kabul oldu. Hâkim de bir kadındı ve çok anlayışlıydı. Mahkemede gözümden yaÅŸlar aktı. “Benim tipime bakın, bir de ismime bakın, yani bu isim bana yakışıyor mu?” dedim. Kadın zaten hemen onayladı. KoyduÄŸum isim bir kadın ismi deÄŸil. Koyacağınız isim unisex ama kadınsı bir isim olabilir. Tamamen cinsiyetinizi deÄŸiÅŸtirmediÄŸiniz için AyÅŸe, Zeynep, Zehra gibi isimleri kabul etmiyorlar. Ben de adımı Eylül koydum. Çünkü Eylül ayında hormon almaya baÅŸlamıştım, hem de kadın ismi. Adım deÄŸiÅŸtikten sonra tabii ki çok rahatladım. Her gittiÄŸim yerde “Eylül Hanım,” diye hitap ediliyordu.
Sonra İstanbul planları yapmaya baÅŸladım ama bir sevgilim oldu. Birbirimize âşık olduk ve birlikte yaÅŸamaya baÅŸladık. Gizli gizli bir ÅŸeyler kullanıyormuÅŸ, söylemek istemiyorum. Bunlar ortaya çıkınca kendimi geri çekmeye baÅŸladım çünkü bana olan tavırları da deÄŸiÅŸmeye baÅŸladı. Bu ilaçlardan ötürü bir anda patlıyordu, bağırıp çağırıyordu. “Bu bir gün iÅŸe gitsin, ben İstanbul'a kaçacağım, gideceÄŸim, “dedim. Tabii o dönemlerde hemen her gece bir taraftan da İstanbul’da ev arkadaşı arıyorum. Bir cross dresser buldum. Bununla biz anlaÅŸtık. “Tamam canım,” dedi. “Hemen bavulunu topla gel, zaten orada kalma, saÄŸlıklı deÄŸil,” dedi. BaÅŸta çok iyi davrandı bana. Ben de otobüs biletini hemen ayarladım, İstanbul'a geldim. Tabii bu süreçte otobüsle giderken yolda her türlü yavşıyorlar çünkü ben altıma giymiÅŸim minicik ÅŸortu. Açıkçası göstermeyi seviyorum kendimi, seksi görünmeyi seviyorum. Benim trans olduÄŸumu anlayıp da yavÅŸadıklarını zannetmiyorum, seksi giyindiÄŸim için oluyor. Beylikdüzü’ne onun yanına gittim. Bunun annesi çok zengin birisiydi. Annesinden villa falan kalmış, oraları kiraya vermiÅŸ adam. OturduÄŸu yerden geçiniyordu. Bir süre sonra bana karşı cinsel ilgisi olduÄŸunu belirtti. Ben dedim ki “Canım seni bacım gibi görüyorum, yani ÅŸaka mı yapıyorsun!” Ama dedi ki “Sen çok güzelsin, çıtırsın” bilmem ne... “Ben senin gibi kızlara da hep yüksek gelirim.” Ben o noktada cross dresserların sadece pasif olmadığını anladım. Çünkü kadın kılığına giriyor ama kadınlardan hoÅŸlanıyor. Bu nasıl bir psikoloji böyle, bir an ÅŸok geçirdim. Ondan sonra bu bayağı beni s*kmeye çalıştı.
“Biriyle görüÅŸeceÄŸim zaman adamın ya arabasına ya evine gidiyordum.”
​
O dönemler beni onun yanından alıp kurtarabilecek bir müÅŸteri arayışına girdim ve kalbim temiz herhalde ki Allah kalbime göre birini karşıma çıkardı, yine zengin bir adam çıktı karşıma. Bir hafta içinde neredeyse her gün görüÅŸtük. Ev arkadaşımdan bahsettim “Taciz ediyor bayağı,” dedim. “Karı kılıklı bir ÅŸey ama beni s*kmeye çalışıyor. Sadece seninle olmak istiyorum.” GörüÅŸtüÄŸüm adam benden hoÅŸlandı ki beni aldı ve bir otele yerleÅŸtirdi. Bir aylık otel masraflarımı ödedi. Dedi ki bana “Haftada 1-2 gün yanına uÄŸrarım, toparlamaya çalış, bir iÅŸ güç araÅŸtır kendine.” İş güç araÅŸtırsam da asgari ücretle geçinemezdim. Hemen internetten görüÅŸmelere baÅŸladım. Çağırıyordum otele adamı, görüÅŸüyorduk. İyice birikim yaptım o bir ay içinde. Sonra bir ev arkadaşı buldum Esenyurt'ta, o da çok iyi birisiydi, Allah razı olsun ondan. Ben ona da trans olduÄŸumu söylemeden gittim. O da anlamaya baÅŸladı trans olduÄŸumu ve bana doÄŸrudan sordu. Onun da dikkatini çekmiÅŸ; bir ay kadar yanında kaldım ve orkid kullanmıyorum. “Evet,” dedim. Hemen gözlerim doldu, aÄŸladım. “Ya canım korkma, üzülme,” dedi. Daha öncesinde o İzmir'de yaÅŸadığım olay tekrar etse psikolojim bayağı dibe vururdu. Beni anlayışla karşıladı. Bir süre onunla ev arkadaÅŸlığı kurduk. Tabii ki aramızda bir ÅŸeyler oldu. HoÅŸ bir çocuktu. Lakin böyle devam edemezdim. Biriyle görüÅŸeceÄŸim zaman adamın ya arabasına ya evine gidiyordum.
​
Can güvenliÄŸim yoktu. Son dönemler orada da zaten kötü bir olay yaÅŸadım. Esenyurt'ta bir adam beni evine götürdü. Bir saatliÄŸine anlaÅŸtık ama beni evinin bir odasına kilitledi ve çantam da salonda kaldı. “Seni sabaha kadar yapacağım, yoksa salmam seni,” dedi. Ev de bodrum katta, diplerde bir yer. Ben bağırdım, g*tümü yırttım kimse beni duymadı. Yanımda telefon yok, hiçbir ÅŸey yok. Kapıyı kilitlemiÅŸti. Kilidini açıp istediÄŸi zaman içeri giriyordu. Ben çıkmaya çalışsam da güçlü bir adamdı. Beni itekleyip yatağın üstüne yapışıyor sonra beni s*kiyordu. Sabaha kadar 7-8 posta atmıştır ve beni korunmadan s*kti. Ben tabii korktum, hastalık kaptım diye. Beni sabahın köründe bıraktı. O gün ayrıldığım zaman arkadaşımın evine gittim ama nasıl aÄŸlıyorum!
​
DuÅŸa girdim böyle aptal gibi hissediyorum kendimi. Çünkü istemediÄŸim halde zoraki bir ÅŸekilde bana sahip oldu. Kendime gelmeye çalıştım tabii ama artık kafayı yemek üzereydim. Bir baktım dolapta antidepresan ilaçlar var. Aldım ikiÅŸer üçer yuttum. Hiç umursamadım, yan etkisini de bilmiyorum. Bir hafta boyunca içtim, mallaÅŸtım tabii. Bir de ev bulmam gerekiyordu. Harbiye’de trans bir ev arkadaşı buldum, iÅŸinde gücünde biriydi. Eve müÅŸteri getirmemi istemiyordu. “BaÅŸka bir iÅŸ bul,” dedi. Bir ÅŸey uydurdum. Ona “Gece iÅŸi yapıyorum, bara girdim,” dedim. Halbuki çıkıyordum Harbiye'de otobana. Minicik etekler... Gören duruyordu zaten, fiyat soruyordu. Öyle böyle derken orada da bir birikim yaptım. Meme ameliyatımı yaptırayım dedim ilk olarak çünkü memelerim küçüktü, yarım limon kadar düÅŸünün. Bu da beni açıkçası çok tatmin etmiyordu. Memelerimi yaptırdım. Kendime ev tuttum artık, profesyonel olarak görüÅŸmelere baÅŸladım , iyice paramı biriktirdim. “Artık cinsiyetimi de yaptırayım, tam vajina yaptırayım,” dedim. Sonra Tayland'a gittim.
“BoÅŸalma olayı dünya ise, testisler güneÅŸ. Bunların birbirleriyle çok iliÅŸkisi yok.”
​
Tayland’da çok ünlü bir hastane varmış. “Kamol Hospital.” Bu arada gerçekten mükemmel yapıyorlar bu ameliyatı, vajinayı falan. Sigmoid kolon diye bağırsakta bir bölüm var, orayı alıp vajinanın içine monte ediyorlar. Bir sürü cerrah giriyor buna. Plastik cerrah, genel cerrah, mikro cerrah. Bayağı kaygan, klitorisi olan bir vajina yapıyorlar ve iliÅŸkiye girdiÄŸiniz zaman bayağı tahrik oluyorsunuz. Daha önce belirttim “Erkekleri gördüÄŸümde penisim kalkıyor,” diye. Yakışıklı bir erkek gördüÄŸümde bu sefer nasıl iliÅŸkiye gireceÄŸim? Benim penisim vajina yapılıp klitoris gibi kalkacak! Ve o adamla ben vajinadan iliÅŸkiye girdiÄŸim zaman eÄŸer ondan çok hoÅŸlanıyorsam, beni tahrik ediyorsa belli boÅŸalma dozuna geldiÄŸim zaman bayağı boÅŸaldığımı bile hissedeceÄŸim. Ama tabii ki de testisler alındığından sperm çıkmıyor. Åžunu da belirteyim boÅŸalma hissiyatı ve testislerin varlığı apayrı ÅŸeyler. BoÅŸalma olayı dünya ise, testisler güneÅŸ. Bunların birbirleriyle çok iliÅŸkisi yok. Testisin varsa boÅŸaldığında sperm çıkıyor. EÄŸer testisin yoksa da bu boÅŸalmadığın anlamına gelmiyor.
​
Testislerimi aldırmıştım iki sene öncesinde ama hâlâ erekte olabiliyordum ve boÅŸaldığımı hissedebiliyordum. Bir erkekle birlikte olduÄŸum zaman ondan çok hoÅŸlanıyorsam tahrik oluyordum. Elimle kendimi okÅŸadığım zaman boÅŸaldığımı hissediyordum ama hiçbir ÅŸey çıkmıyordu, testisler olmadığı için. Bu da aslında çok bilinen yanlışlardan. Mesela sanıyorlar ki bir erkek testisini aldırdığı zaman hiçbir zaman boÅŸalamayacak. Böyle bir ÅŸey yok. BoÅŸalma olayı da bir gün yüzüne çıksın. Testisler ve boÅŸalma olayı apayrı dünyalar. Haliyle de benim penisimden bir vajina yaptıkları zaman ben yine eskisi gibi, mastürbasyon yapıp nasıl boÅŸaldığımı hissediyorsam, bu halimle de boÅŸalıyorum. Penisten yeni yapılan vajinaya klitoris falan da yapılıyor. İliÅŸkiye girdiÄŸim zaman boÅŸaldığımı hissedebiliyorum. Hani bu kadar mükemmel bir ameliyat yapıyorlar Tayland'da. Tabii ki Türkiye'de yapanlar da var ama ne yazık ki fiyat olarak Tayland'a kıyasla neredeyse iki üç misline yapıyorlar. Tayland'da ortalama ÅŸu an vajina 500 bin falan iÅŸte. Åžu anki ekonomiye göre gayet iyi fiyat.
Hastanede kayıt yaptırdıktan sonra test sonuçları pek iç açıcı deÄŸildi. Bağışıklık sistemimin düÅŸük olduÄŸu ortaya çıktı. Vitamin eksiklikleri varmış ve bu ameliyatlar riskli. Sonuçta sizin bağırsağınızdan bir parça oraya eklenecek. Haliyle siz bir ay boyunca hiçbir ÅŸey yiyemiyorsunuz. Bana dediler ki “Åžimdi en ufak bir ÅŸeyden bile sen mikrop kapabilirsin. Çünkü bağışıklığın iyi deÄŸil. Sen önce bir Türkiye'ye geri dön, ameliyatını erteleyelim. Türkiye'de tedavini ol.” Ameliyat ne yazık ki ertelendi. Türkiye'ye geri döndüm. Hemen hastaneye gittim, kan tahlili yapıldı. Neyim eksikse, neyim kötüyse ilaçlar verildi bana. Åžu an ilaçları kullanıyorum ve aynı zamanda takviyeler kullanıyorum. Doktor birkaç tane hap verdi, çünkü benim diÅŸ etlerim kanıyordu mesela. D vitamini eksikliÄŸi vardı; çok güneÅŸe çıkmamamdan kaynaklı bir ÅŸey. O yüzden Tayland'a gidecek olan arkadaÅŸlar buna da dikkat etsin! EÄŸer vitamin eksikliÄŸi varsa ya da bağışıklık sistemi düÅŸükse, özellikle de zayıflarsa fiziksel olarak dikkat etsinler. Çocukluktan bu yana hep bünyem zayıftı, en ufak bir ÅŸeyde hemen hastalanan birisiydim. Bünyem zayıf olduÄŸundan ameliyat ertelendi aslında. Sonra geri döndüm, tekrardan görüÅŸmelere baÅŸladım.
“Ben nasıl türbanlı bir kadına saygı duyarsam o da g*tü başı açık birine saygı duymak zorunda.”
​
Sonra İstanbul’da kendi evimi tuttum, kaldığım yer de aile apartmanıydı. Bir insan trans olduÄŸunu söylediÄŸinde herkes “İşte burası aile apartmanı, sana uygun deÄŸil,” der. Böyle bir ÅŸey kesinlikle yok. Ben neredeyse yedi sekiz ay kadar aile apartmanında kaldım. Gayet de açık saçık giyiyordum. Maltepe'de kaldım ona raÄŸmen çok sorun yaÅŸamadım çünkü kimseyle muhatap olmuyordum. Ben nasıl türbanlı bir kadına saygı duyarsam o da g*tü başı açık birine saygı duymak zorunda. Son dönemlerde viral olan bir video çıktı. Türbanlı birisinin başından türbanı çekiliyor ve türbanı çeken açık kadına saldırılıyor. Toplumda hemen karşılık buluyor bu. Ama nedense g*tü başı açık saçık bir kadının uÄŸradığı tacizler hiçbir ÅŸekilde gündeme gelmiyor, viral olmuyor. Metrolarda, orada burada kimler kimler g*tümü başımı ellemiÅŸtir, yapıştırmıştır, arkamdan “Orospu,” diye bağırmıştır. Hiç kimse sesini çıkarmıyor. Gerçekten açık saçık bir insansanız kimse bunu videoya çekelim de viral yapalım, tacize uÄŸruyor demiyor. Açıkçası toplumun iki yüzlülüÄŸü bu, baÅŸka bir ÅŸey deÄŸil.
“Kadın olabilmeyi bu kadar kolay mı sanıyorlar? Bunun güzelliÄŸi var, masrafı var. Hormon ilaçlarına dünya para gitmiÅŸ, estetiÄŸi var, o’su bu’su var… Kadın olmak gerçekten bu kadar kolay mı?”
​
Fakat sonra o aile apartmanında başıma kötü olaylar geldi. Birisi musallat oldu; her gün geliyor, kapıma vuruyor. “Evde misin aÅŸkım, seni özledim, bilmem ne…” BaÅŸka biri geliyor, camlara taÅŸ atıp kaçıyor. En son zaten bir gasp olayı yaÅŸadım. Gasp edenle müÅŸteri gibi anlaÅŸmıştık, iki kiÅŸi birden eve daldılar. Avcı bıçağını “Sus yoksa suratını deÅŸerim,” diye suratıma tuttu. Evi araÅŸtırdılar. Hiçbir b*k bulamadılar. “Senin paran vardır, sen her gün s*kiÅŸiyorsun, çok para kazanıyorsundur,” diye benim gözümü korkutmaya çalıştılar ama evde beÅŸ kuruÅŸ para yok. Burada bir parantez açıp ÅŸunu da söyleyeyim. Hani madem or*spuluÄŸu bu kadar kolay görüyorsunuz, siz de gidin kadın olun, g*tünüzü s*ktirin. Neden ÅŸimdi gelip or*spuyu gasp ediyorsun? Git sen de yap, madem ben çok para kazanıyorum. Ve böyle ÅŸeyleri çok basit görüyorlar, o halde siz de yapın. Gelip ÅŸunu soranlar da vardı “Sen kolay para kazanmak için mi kadın oldun?” Ben adamı direkt kovdum evden. Dedim “Sen ne diyorsun?” Bu nasıl bir ukalalık, nasıl bir kafa yapısı? Bu beyinsizlik, zır cahillik facia bir ÅŸey... Kadın olabilmeyi bu kadar kolay mı sanıyorlar? Bunun güzelliÄŸi var, masrafı var. Hormon ilaçlarına dünya para gitmiÅŸ, estetiÄŸi var, osu busu var… Kadın olmak gerçekten bu kadar kolay mı? Ne haddine bana böyle bir ÅŸey söyleyebiliyor!
​
Gasp olayını da yaÅŸadıktan sonra artık burnuma kadar geldi. Binayı temizleyen bir kadın vardı. Affedersiniz kahpe kadın benim adımı ‘Eve girip çıkan belli deÄŸil,’ gibisinden 5 katlı binaya yaygara yaptı. Resmen kimse onu s*kmiyor diye beni kıskandı ve herkese söyledi. Ev sahibinin kulağına kadar gitmiÅŸ. O da beni uyardı. Ben de “Tamam canım, ayrılıyorum,” dedim. Sonra tekrardan ev tuttum. Bu tuttuÄŸum evde hiçbir ÅŸekilde sorun yaÅŸamadım ve artık daha seçici davranmaya baÅŸladım. Çünkü kalitesiz, varoÅŸ, pislik insanları kabul etmiyorum. Bana kalkıp “Lan or*spu kaç para,” yazanları engelliyorum hemen. “Merhabalar Zümra Hanım, ücretiniz nedir?” diye soranlara cevap veriyorum. Ergenlere ve fotoÄŸrafını atmayıp gizliyim diyenlere de cevap vermiyorum artık. Çok daha seçici ve bilinçli oldum orada yaÅŸadığım kötü olaylardan sonra.
“Kadınlığım bağırsın yolda yürürken, benim KADIN olduÄŸum bağırsın.”
​
Toplumda nasıl bir konumdayım onu da belirteyim. Trans olduÄŸum çok anlaşılmıyor ama ben açık saçık giyinen bir insanım ve kendimi göstermeyi seviyorum. Yani dekolte giymeyi seviyorum. Kadınlığım bağırsın yolda yürürken, benim KADIN olduÄŸum bağırsın. Bu benim hoÅŸuma gidiyor. Meme dekoltesi vereyim, minicik ÅŸortlar giyeyim, etekler giyeyim. Açık saçık giyindiÄŸimden beni taciz etmeyi kendilerinde hak gibi görüyorlar ama böyle bir hakları yok. Herkes istediÄŸi gibi giyinir.
“Ama ben kendimi göstere göstere, özellikle g*tümü başımı aça aça otobüs de metro da kullanıyorum ki bu toplum alışsın.”
​
EÅŸcinsel bireylerde durum farklı. EÅŸcinsel bir arkadaşım konuÅŸmasından bariz bir ÅŸekilde belli ediyor kendisini. Çünkü kıvırtarak konuÅŸuyor ve çok yakışıklı bir çocuk. Åžimdi onun konuÅŸmasından hoÅŸlanmayıp onu ötekileÅŸtiren çok oluyor, ki yaÅŸadık. Bir kafeye geçiyoruz, arkadaşım boÅŸ yer olup olmadığını soruyor. Ve onun yüzüne bakarak “Ablacığım sizi ÅŸuraya alayım.” diyor, bana bakarak demiyor. Geçenlerde Kadıköy'de yaÅŸadık bu olayı. Ben patladım, “Sen ne diyorsun ya,” dedim. “Nereden buluyorsun sen bu cüreti! Görmüyor musun, kaslı bir adam var, ne ablası,” dedim. Hemen çevir kazı yanmasın yaptı. Geveledi. “Kes geri zekâlı, ÅŸimdi yapıştırırım aÄŸzına,” dedim. “Sen benim arkadaşıma bu ÅŸekilde davranamazsın.” Bağırdım, çağırdım çok rahat bir ÅŸekilde, hiçbir ÅŸekilde içimde tutmam. Biri laf söyleyecek, direkt yapıştırırım. Birisi beni taciz etmeye kalktığında da patlarım. Metro kullanıyorum, otobüs kullanıyorum ve bilinçli bir ÅŸekilde kullanıyorum. Çünkü tanıdığım trans arkadaÅŸlarımın hiçbiri toplu taşıma kullanamıyor, korkuyorlar çünkü. Neden? Birisi gelir döver, birisi vurur, birisi trans olduÄŸunu anlar, ötekileÅŸtirir diye. Toplum ne yazık ki bu yönden çok vasat. Ama ben kendimi göstere göstere, özellikle g*tümü başımı aça aça otobüs de, metro da kullanıyorum ki bu toplum alışsın. Birisi beni dışlamaya kalksa onu orada parçalarım. Cinnet getiririm, orada kendimi yırtarım. Hemen bir çingenelik yaparım. O anda birisi beni videoya çeker. Viral olsun, korkum yok kimseden.
Bizim toplumumuz çok ikiyüzlü. Siz açık saçık bir insansanız otobüse, metrobüse binemezsiniz. Türbanlı bir kadın nasıl kullanıyorsa ben de aynen onun özgür olduÄŸu gibi g*tüm başım açık otobüs, metro kullanabilirim. Bu kadar basit. Benim çıplaklığımdan, altımdaki minicik ÅŸorttan rahatsız oluyorsa da bakmasın, o taksi kullansın. Ben niye o benden rahatsız oluyor diye metroya otobüse binemeyeceÄŸim ki! Sen taksi kullan, ben taksilere dünya para atmak zorunda mıyım? Diyelim ki sesinden ya da tipinden anlaşılan bir transım, ÅŸimdi ben illa taksi mi kullanacağım? Böyle bir kural mı var? Hani benim trans olmam, açık saçık olmam ya da türbanlı olmam, çarÅŸaflı olmam metro ya da otobüs kullanmama engel deÄŸil. Transları bu yönden gerçekten uyarıyorum: Allah rızası için metro da kullanın, otobüs de kullanın, giyinin istediÄŸiniz kıyafetleri. EÄŸer ki sizi biri dışlamaya çalışır, bir baskı uygularsa k*çınızı yırtın, çingenelik yapın. Yalvarıyorum toplu taşıma araçları kullanın, siz kendinizi geri çektikçe bu ikiyüzlü toplum sizi daha da ötekileÅŸtirecek. Gündüz vakti kim kime bir ÅŸey yapabilir ki? Bir çığlık at, bir ÅŸey yap. Bu arada ÅŸu aralar yanımda bir düdük taşıyorum. Biri beni taciz etmeye kalkışırsa hemen düdüÄŸü üfleyip herkes görsün diye orada çingenelik yaparım. Çünkü kimseden korkmuyorum ben.
Bugün trans olduÄŸum anlaşılmadığı için bu baskılara çok maruz kalmıyorum, dayak yemedim. Ama ilk dönmeye baÅŸladığım zamanlarda ne erkek ne kadın gibiydim. Bir keresinde etek giyip çıkmıştım. Simit almak için bir dükkânın önündeydim, sahibi adam benim trans olduÄŸumu anladı “lan s*ktir git *mına kodumun topu,” diye geldi sırtıma vurdu. Halbuki orası simitçi ve simit almaya gitmiÅŸtim. Bu da zannetti ki onun maÄŸazasının önüne müÅŸteri çekmeye geldim. Korktum, aÄŸladım kaçtım tabii ki çünkü üstüme yürüdü ve o zamanlar polis falan diye bağırmama raÄŸmen kimse dönüp bakmadı. Ve gündüz vakti oldu bu olay. Translar için söylüyorum bunu: toplu taşıma aracı kullanırken yanlarında biber gazı bulundursunlar. Çünkü her ihtimale karşı bir transfobik onun trans olduÄŸunu anlayıp ona ÅŸiddet uygulamaya çalışabilir.
“Beni sevmeyen insanların yanında ben neden kalayım... Çünkü sen valizini alıp çıktığın an, hani sokakta kalacak bile olsan hayata tutunuluyor bir ÅŸekilde.”
​
Yani korkmasınlar hiçbir ÅŸeyden bu ÅŸekilde. Bunu sadece translar için deÄŸil, herkes için söylüyorum. Dışlanan kadınlar, eÅŸcinsel bireyler, geyler, lezbiyenler korkmayın hayattan! Aileler dışlıyorsa eÄŸer, yanında kalmalarının pek bir anlamı yok. Kendi hayatınızı kurun, kurtulun ailenizden.. Size “Ay teyzen ne der, ay iÅŸte yengen ne der,” gibi muhabbetler yapılıyorsa o aile demek ki sizi sevmiyor. Bu kadar basit, bu kadar net. Beni sevmeyen insanların yanında ben neden kalayım? Aman kaç kurtar kendini. Sokakta kalmayı bile göze al. Yeter ki o insanlardan kurtul. Seni sevmeyen bir insanın yanında boÅŸ yere sokakta kalırım korkusuyla yaÅŸama. Çünkü sen valizini alıp çıktığın an, sokakta kalacak olsan bile hayata tutunuluyor bir ÅŸekilde. O an giriÅŸimci ruhun hareketleniyor ve birden sen giriÅŸe giriÅŸe hayata tutunuyorsun. Hayatta her ÅŸey var ve ÅŸunu unutmasınlar: atıyorum babanız ya da ablanız sizi sevmiyor ama bir bakıyorsunuz bir baÅŸka insan çok fazla seviyor, size çok fazla deÄŸer veriyor. Nerede deÄŸer görürseniz, nerede seviliyorsanız orada kalabilirsiniz. Mesela bir arkadaşımın evine gittiÄŸimde en ufak bir huzursuzluk hissedeyim hemen mesafe alıyorum, muhatap olmamaya çalışıyorum.
“Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşıyız ve birer insanız, bu kadar! E ya da K olarak yazmayın bizi.”
Åžu an açıkçası tek hedefim vajina ameliyatı olmak. Ondan sonra da zaten kimliÄŸimi alacağım. Ve yeni bir süreç daha. EskortluÄŸa devam edip kendime bir mekân açmayı düÅŸünüyorum. Eskortluk yaparak da nereye kadar gidebilirim? Yaşım 35-40'a kadar gerekirse fahiÅŸelik yapacağım. Paramı biriktirip belki çok güvendiÄŸim bir dostumla ortak olup bir mekân açarım ya da tek başıma açarım. Kimlikte ismim Eylül. Resmim de öyle. Elektronik kimliklerde artık pembe, mavi derdi yok. İzmir'deyken ailemin yanında yaÅŸarken ne yazık ki mavi kimlik kullanmak beni rahatsız ediyordu. Elektronik kimlik çıkar çıkmaz zaten direkt ona geçiÅŸ yaptım. Türkiye Cumhuriyeti'ne de sesleniyorum buradan. O kadar elektronik kimlik yapıyorsunuz ama hala “E” “K” yazıyorsunuz! Ne kadar saçma bir ÅŸey. Çünkü hani adı üstünde elektronik kimlik! Biz Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşıyız ve birer insanız, bu kadar! E ya da K olarak oraya yazmayın bizi. Hani tamam elektronik kimliÄŸe geçildi, gerçekten tebrik ediyorum, çok iyi bir olay bu açıkçası. Ama oradaki cinsiyet kısmını bir zahmet bir kaldırın. Mesela bir örnek vereceÄŸim, o kadar ayrımcılık yapan bir otel var ki, Beylikdüzün’de adı Öz******r. Ben oraya bir sevgilimle gittim, ikimiz aynı odaya çıkacağız. Kimliklerimizi cinsiyete kadar inceledi. “Siz ikiniz de erkeksiniz, aynı odada kalamazsınız” dedi. Sinirle müdahele edip “Oraya yanlış yazılmış. Ben kadınım, görmüyor musun, neyim erkeÄŸe benziyor” dedim. Ve bana ukala bir ses tonuyla “Sen kesin travestisindir,” dedi. Beni böyle aÅŸağıladı bu lanet otel görevlisi! Bu olayı yaÅŸayınca kimliÄŸimi alıp "Allah belanızı versin, siz ÅŸerefsiz aÅŸağılık insanlarsınız, seviyesizler" diye bağıra bağıra oteli terk ettim. Ve bir daha 4-5 yıldız oteller dışında hiçbir yere gitmedim. Translara uyarım ÅŸu, benzer bir olay yaÅŸarsanız direkt polis çağırın ve ÅŸikayet edin. Çünkü kimsenin sizi baÅŸka insanların yanında küçük düÅŸürme ya da bir açığınızı yüzünüze vurma hakkı yoktur...
Bu yazıda paylaşılan görüÅŸler ve içeriÄŸin sorumluluÄŸu yalnızca ve tamamen görüÅŸmeciye aittir ve hiçbir ÅŸekilde
BaÅŸka Birisi ekibinin ve Hakikat, Adalet ve Hafıza Merkezi’nin görüÅŸlerini temsil etmez.
